Şahmelik Köyü'nün Tarihinin kayıtlarda
ilk görünmesi 1516 tarihli Osmanlı
Tahrir Defterlerindedir. Bu dönemlerde
mezra olarak geçen köyün asıl yerleşim
ve iskan yoğunluğu 1876-77 Osmanlı Rus
Savaşının akabindedir. Ağasar-Kürtün-Tirebolu
arasındaki Harşit deltasını yurt tutan
Çepni Türkmenleri 93 harbi adıyla anılan
bu savaşta Osmanlının kendilerini yalnız
bırakmasıyla Güçlü Rus ordusuna karşı
var güçleriyle dayanmış, ancak hem yerli
ekalliyetin (ermeni, Rum ve bunların
İslam görünenleri) Rus ordusundan daha
zalim davranması ve sayıca yetersiz
kalmaları nedeniyle sancaklarını
Alagavur (bu günkü) geyikli ye gömerek
Orta Anadolu ve Karadenize
dağılmışlardır. Büyüklerimiz tarihimizin
bu acıklı dönemine “muhacirlik zamanı”
demektedirler. Bu dönemde çıkış yeri
yukarıda anılan Harşit deltası olmak
üzere Çepniler özellikle Sivas
Koyulhisar, Ordu Mesudiye Gürgentepe
Gölköy'e dek dağılmışlar ve eski
kültürlerini bu yüksek yerleşim
alanlarında devam ettirmeye
çalışmışlardır. İşte Şahmelik Köyü bu
dönemde dağılan Çepnilerin yurt
tuttukları en önemli yerlerden biri
olmuştur. Şahmelik köyünü anlatabilmek
için tek başına ele almak çok zordur.
Çünkü civar köylerle iç içedir ve kader
birliği yapmışlardır.
Pek çok olumsuz koşula rağmen, Şahmelik
Köyü'nün de üyesi olduğu Ağasar vadisi
sakinleri, eski kültürlerini farkında
olarak ya da olmayarak
sürdüregelmişlerdir. Türkiye
coğrafyasında oğuz/türkmen dilini en saf
halde yaşatan ender bölgelerden biridir
(göden=kurbağa, göğ=mavi vs.). Çepni /
bektaşi kimliğinin izleri halen devam
etmektedir, mezarlarının üzerine ince
bir dal koymak, Ali isminin yaygınlığı,
diğer Karadeniz köylerinin aksine
kullanılışta ne kadar değişirse değişsin
köy ve yer isimlerinin eskiden beri
öztürkçe oluşu (Şahmelik yanında,
Abdallı, Korkuthan, Oğuz, Karakısrak,
Akgeliş, Dorukgeliş, Ağa Konağı ve daha
niceleri), kadınların sonradan
islamlaşmış/türkleşmiş yöre ve halklara
(Of, Tonya, gibi) göre çok daha önde ve
toplumda yerinin olması, saygı
gösterilmesi bu kimliğin bir sonucudur.
Öyle ki toplumda yaygın olan Karadenizli
algısı ile yöremiz insanı arasındaki
fark hemen fark edilmektedir.
Peki kökümüz kültürümüz olan çepniler
kimdir bu yörelere nereden gelmişlerdir.
Bu soruların mümkün olduğunca kısaca
yanıtını vermek ve bilmek sanırım
bizlere ve gelecek kuşaklara dış
etkenlere karşı daha fazla direnebilme
gücü verecektir.
Çepniler Kaşgarlı Mahmut’un Divan-ı
Lügat i Türk adlı eserinde 24 Oğuz
Boyunun 21. sırasında bahsedilir.
Simgeleri sungur kuşudur Özellikleri ise
şu şekilde geçer: “nerede yağu görüp
hemen savaşur” yani nerede düşman görse
hemen savaşır... çepniler bu özellikleri
nedeniyle tarih boyunca oğuzların öncü
birlikleri olmuş Anadolu Rumeli ve
Balkanlarda Türkleşmenin bir numaralı
etkeni olmuşlardır. Balkan Fatihi Gönül
eri Sarı Saltuk, Karadeniz Çepnilerinin
ocağının başı Güvenç Abdal’ın amca
oğludur.
Çepnilerin Anadolu macerası 1050'li
yıllarda Malazgirt Savaşından önce
başlar Kerkük İsfahan yöresindeki
çepniler çok sık başkaldırmaları
nedeniyle (bir önemli özellikleri de
haksızlığa karşı başkaldırmalarıdır)
Anadolu'ya doğru zamanın Selçuklu
Hükümdarı tarafından sürülürler.
Yaklaşık 20-25 bin çadırlık bu Türkmen
kitlesi Güneydoğu Anadolu üzerinden
sırasıyla Adana, Malatya, Erzincan,
Erzurum, Bayburt ve Gümüşhane
bölgelerini yurt tutarlar. Zamanla bu
bölgelerde Akkoyunlu devletinin en
önemli gücünü oluştururlar.
Akkoyunlu'daki Türk kültür ve adetlerine
uygun yönetim çepniler tarafından
benimsenir, çepni beyleri önce Akkoyunlu
ardından Safevi-Türk Devleti zamanında
yönetimin etkin noktalarındadırlar.
Ancak her iki devletin Osmanlı’ya karşı
herhangi bir hasmane tutumu olmamasına
karşın Türk kültür ve adetlerine aykırı
olarak saldırıya uğramaları (ki zamanın
Osmanlı sadrazamları dahi bu seferleri
benimsememişlerdir) çepniler için
huzursuz ve zor günleri başlatmıştır.
Uzun Hasan’ın Otlukbelinde yenilmesi ve
Trabzon Pontus Devleti üzerindeki
baskısının sona erdirilmesi çepnilerin
aleyhinde olmuştur. Uzun Hasan
dirayetiyle o dönemde Rum Pontus’u kale
içlerine hapsetmiş ve dediğini yaptırır
konumdaydı. Bunda da en büyük pay Harşit
deltasındaki Çepnilere aitti. Bu gün
bile Karadenizdeki pek çok Türk Soyu
Uzun Hasanın anısına soy isimlerini
uzunla başlatmaktadırlar.
Osmanlı egemenliği sırasında saray
Çepnilere karşı genelde şüpheli bakmış
ancak yinede gözü peklikleri ve kültüre
bağlılıkları nedeniyle vazgeçememiştir.
Bazen zorunlu iskana tabi tutmuş bazen
de sipahi sınıfına sokarak kendilerine
gelir getirici vakıflar kurdurarak tam
anlamıyla Osmanlıdan kopmalarını baş
kaldırmalarını engellemeye
çalışmışlardır. Ancak her şeye rağmen
Çepnilerin Osmanlıya bakışı Osmanlıların
kendilerine bakışı gibi şüpheci
olmuştur. Ve dağılma aşamasındaki
Osmanlı'nın Osmanlı – Rus harbi ve 1.
Dünya Savaşı sırasındaki tutumu maalesef
Çepnileri haklı çıkarmıştır.
Kaynaklar:
a) T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri
Gen. Müd. Osmanlı Arşivleri
b) Prof. Faruk Sümer, Çepniler
c) Kaşgarlı Mahmut, Divan-ı Lügat i Türk
d) T.C. Gazi Ünv. Türk Kültürü ve Hacı
Bektaşi Veli araştırma merkezi
e) Naima Tarihi
f) Ahmet Çelik Özel arşivi (Avrasya
Stratejik Araştırmalar Merkezi
(A.S.A.M.) yönetim kurulu başkan yard.)
g) Ve çok sevgili yaşlı çınarlarımızın
anlattıklarının çakışan yönleri
(yaşayanların ellerinden öper, ebediyete
intikal edenlerin saygıyla önlerinde
eğilirim.)
|