TRABZON İLİ BEŞİKDÜZÜ İLÇESİ

ŞAHMELİK VE YAKIN KÖYLERİNİ KALKINDIRMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİ

HİKMET UZUNARSLAN'IN FOTOĞRAF VE YORUMLARIYLA KÖY İZLENİMLERİ   

17 EYLÜL - 07 EKİM 2009 TARİHLERİ ARASI   

Fotoğrafları üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.

 
 17 Eylül ile 7 Ekim 2009 tarihleri arasında Köydeydim. Köye gittiğim ilk 10  günün sekizinde hiç  durmadan yağmur yağdı. Bitecek diye sabırla  beklediğimiz ama bitmek bilmeyen yağmurlu günlerdi. Bu  seneki meyve  azlığında çokluğuyla dikkat çeken incirler, ne yazık ki bu yağmurlardan  fazla  etkilendiğinden çok fazla lezzetli değildi.Yandaki fotoğraf bizim evin  penceresinden. Sol tarafta yağmur  nedeniyle kabak çiçeği gibi açılan  incirlere dikkat:))

 

 Yağan yağmur nedeniyle Ramazan Bayramı sonrası bayramlaşma cami  içerisinde yapıldı. Yandaki  fotoğraf Şahmelik Köyü Merkez Camisi içinden

 

 
 Bildiğiniz üzere Beşikdüzü Belediye Başkanı Köyümüzden Ramis Uzun.  Beşikdüzü Belediyesindeki  bayramlaşma toplantısına Köyden Ömer  Uzunoğlu, Yakup Uzunoğlu ve Mustafa Uzunarslan ile birlikte  katıldık.  Yandaki fotoğraf o güne ait. Ramis Uzun ve ben.

 

 
 Şahmelik adıyla Kokulu üzüm bu sene oldukça fazlaydı. İncir gibi, yağan  yağmurdan etkilenmediği için  gözde meyvemiz oldu ve bol bol yedik.  Köyde yakını bulunanlar; bol miktarda üzüm pekmezi yapıldı,  haberiniz  olsun:))

 

 Kokulu üzümlerin savmaya dönmesiyle beraber beyaz üzümler  olgunlaşıyor. Eskiden daha çok olan bu  üzümler pas vurması nedeniyle  son yıllarda verimi azaldı hatta çok yerde söküldüğünden azaldı. Bilenler  bilir kokulu üzümün pekmezi yenmekten ziyade sulandırılıp içmek için  kullanılır çünkü tadı ekşiye  dönüktür. Beyaz üzümün pakmezi daha  yenilebilirdir ve bence daha güzeldir.


 

 Köyde yazın kalabalığı yoktu ama yine de çok boş sayılmazdı. İşte  Sabri'nin kahvehanesinden bir an.  Akşamları mümkün olduğunca  Hayrettin'in ve Sabri'nin kahvehanelerine uğradım. Çok sevdiğim  köylülerimle muhabbet edip çay içmek güzeldi.

 


 
 Sabri'nin Kahvehanesine dışardan, yol tarafından bir bakış. İşte sigara  yasağına Şahmelik Köyü'nde  çözüm. Havaların soğuyacağı yakın gelecekte  ne yapacaklar bilmem ama şimdilik geçici bir çözüm  olarak işe yaradığı  görünüyor.

 

 
 İlkokulu Şahmelik İlkokulu'nda okuyanlar bu fotoğrafı görünce eskilere gideceklerdir.  Toplaya toplaya bitmeyen  fıstıklar. Kalaycı Ömer'in kapısındaki dev ağaçtan dökülen  fıstıkları toplayıp yemek okulun açıldığı ilk günlerde en  büyük eğlencelerimizden  biriydi. Bir de şu an aklıma gelen, özellikle rüzgarlı ve yağmurlu günler sabahında  Mehmet  Çavuş'un Mustafa'sının şu andaki çay alım yerinin olduğu yola dökülen  kestaneleri toplamak vardı. Yandaki fotoğrafta  Ömer Uzunoğlu (Adem oğlu) ve  Savaş Uzun'u fıstık toplarken görüyorsunuz.

 

 Köyde eğer hava güzelse Cuma Namazları ibadet özelliği yanında  köylülerin bir araya gelip muhabbet  etmesi için güzel bir ortam yaratıyor.  İşte yandaki fotoğraf yağmurun iki gün ara verdiği 18 Eylül  tarihinde  Merkez Cami'nin kapısından. Ali Uzunarslan(eski muhtar), Arif Uzun(Arif  Hoca), Selahattin  Uzun(Emin Kızının Selahattin'i), Mehmet Kesici(Mollanın  Mehmet'i) muhabbet ediyor.


 

 Köyün Kutluca Köyü tarafından girişi eski canlılığını çoktan yitirdi. 3  kahvehane ve 3 bakkalın aynı  anda  çalıştığı günleri yaşayan biri olarak  şimdiki durumu çok üzüyor beni. Çok zaman boş olan  kahveyanının  zaman zaman kalabalıklaştığı anlar oluyor. İşte o anlardan biri.

 


 

 Bir de farklı açıdan çekim. Arkadaşlar ne yiyor diye merak edebilirsiniz.  Teveğinden kopardıkları kokulu  üzümü.

 

 
 Köyde sorunlar bitmez. Çözüm için ortak irade ortaya konulmayınca ve  herkes tarafından katkıda  bulunulmayınca hiç bitmez. İşte aynı gün Cuma  namazından sonra muhtarlık binasında yapılan  toplantıdan bir fotoğraf.  Köyün sorunları ve çözüm önerileri konuşuldu. Umarım herkes elbirliğiyle  köyün  sorunlarını aşabilme konusunda elinden geleni yapar.


 

 Sonbahar başlamış olsa da köy güzelliğinden bir şey kaybetmemişti.

 


 Evliya'da (Şahmelik Ortaokulu'nun olduğu yer) top oynayanlar bilir. Top,  kötü şut çekildiğinde, yol  tarafındaki kaleye ise Muhtar Ali'nin bahçesine,  Köçekli Mahallesi tarafındaki kaleye ise Eskinin suyuna  kaçardı. Bazen  ağaçlara ve fındık dallarına takılıp kalsa da pek çok kez Eskinin suyuna  kadar  yuvarlanırdı. Topu almaya gidince ve o kadar yokuşu inince eskinin  suyundan soğuk soğuk su içmeden  gitmek olmazdı. İşte eskinin suyunun  son hali. Artık otlar sarmış ve iniş yolu kapanmış durumda.

 

 Yukarıda bol bol üzüm pekmezi yapıldığından bahsetmiştim. İşte Şevki  Uzunoğlu evinin önünde Ayşe  Uzunarslan'ın yardımıyla pekmez pişirmeye  hazırlanıyor.

 


 Eniştemin görevi gereği bulunduğu Giresun Çanakçı'ya da gittim. Köyümüz  değilse de bu manzarayı çok  sevdiğimden buraya da taşıdım. Bir yanda  Çanakçı Deresi bir yanda tarihi su değirmeni. Değirmende un  öğüttük,  yarmalık çektik.

 


 

 Özellikle benim kuşak ve öncesi su değirmenlerine çok fazla gitmiştir. Yıllar geçtikçe  mısır tarlalarının yerini fındık aldığı  için mısır dikimi çok azaldığından artık eskisi gibi  değirmene gitme olayı yok. Yandaki fotoğraf Çanakçı Değirmenine  ait. Bilenler için  nostalji bilmeyenler için su değirmeninin çalışma sistemi açısından bilgi verecek bir  fotoğraf.

 

 

 Su değirmenlerinde ayar değiştirerek un öğütmek yanında yarmalık  çekildiğini bu değirmenlere gidenler  bilir. İşte ablam ve annem un için  mısır öğütülürken birazdan çekecekleri yarmalık için hazırlık yapıyorlar.  Mısırı savurarak temizliyorlar.


 

 Geçen yıl kurban bayramı izlenimlerini de sizlerle paylaşmıştım. Oradan  hatırlarsanız Mutlu'nun kamyonu  Çeşmenin önünde yolu kesmiş ve odun  yükleniyordu. Bu sefer Mutlu Kamyonuyla Köçekli  Mahallesi'nde karşıma  çıktı. Fotoğrafta İsmail, Sabit ve İrfan Özyüksel'i kamyonu yüklerken  görüyorsunuz.

 

 

 Odunlar yüklenirken oralarda biraz incir ve üzüm yedik Sonrasında bu  fotoğraf bir anı olarak kaldı.  Fotoğraftakiler : Hikmet Uzunarslan, Enver  Uzunsoy, İsmail Özyüksel, Hamit Uzunsoy, Sabit ve İrfan  Özyüksel.



 

 Köyde bulunduğum zamanlar fırın yakma zamanlarıydı. Gerek mısır  gerekse fasulyeler fırında  kurutularak saklandılar. Fotoğrafta 150 yıllık  Gülalioğlu (Güleluğu) Fırını'nı yanarken görüyorsunuz.

 

 

 Köyde gezmeyi çok seviyorum. Ve gezerken çok sevdiğim köylülerimle  karşılaşıp sohbet etmek daha  da zevkli hale getiriyor gezmeyi. Yandaki  fotoğraf Molla'nın Mehmet'inin kapısından. Mehmet ve  Osman  Kesici  kardeşler yolu araba geçecek kadar genişletmek için telleri içeriye  çekiyorlar.

 


 

 Köyde son sürüm çaylar toplanıyordu. Yandaki fotoğraf Behram  Özyüksel'in yerinden. Safiye  Özyüksel  ve Fatma Uzuner çay topluyor.

 

 

 Köyde nüfus hızla azalınca buna orantılı olarak Cami cemaati de iyice azalmış durumda.  Yandaki fotoğrafta Ömer Uzun  (Atölyeci Ömer) Cami kapısında namaz saatini beklerken  görülüyor.

 


 

 Yayık yaymayı özleyeniniz var mı? Nostaljik olması açısından özlem duyulabilir ama  özellikle yağ toplanmayınca  verdiği  eziyet aklıma gelince biraz duraksıyorum. "Biraz  sıcak su koyalım" diye yalvarmalarım geldi şimdi aklıma:))  Suyu  koyunca daha  çabuk oluyordu ama tabi verim azaldığından genellikle bu talep kabul görmüyordu.  Yandaki  fotoğraftaki  sevimli ve güzel çocuk Ömer Uzunoğlu'nun kızı Esra.

 

 Köyde olduğum süre içinde mısır tarlaları döşürüldü. Yandaki fotoğrafta  Hava Uzuner topladığı  mısırları  soyarken görülüyor. Ben sizi yine eski  günlere götüreceğim. Çocukluğu köyde geçenler bilir  mısırlar  toplanınca  soymak için meci yapılırdı. Kalabalık darı soyma mecileri çok eğlenceli  olurdu.  Sohbetler,  anılar, şakalar, gizli gizli sevdalıklar aklıma ilk  gelenler. Düğümleyip gözleri iyi görmeyen  ihtiyarların  önüne atılan  mısırlar bizi en çok güldüren olayların başında gelirdi. Sonunda genellikle  bir  ilistir  kokulu  üzüm çıkardı ortaya. Hey gidi günler hey:))


 

 Yine Hayrettin'in Kahvehanesinden bir fotoğraf. Uğurtan Uzuner ve Hüsnü  Uzundurukan tavla  oynarken  İskender Uzun onları seyrediyor. Uğurtan'ın  sevimli kangal yavrusu Kubar ise uzanmış  oyunun bitmesini  bekliyor:))  Arka masada ise Adem Uzunoğlu, Hamit Uzunsoy, Osman Uzunoğlu,  Hayrettin Uzun açık  batak oynuyor.

 

 

 Aynı güne ait başka bir fotoğraf. Fotoğrafta ön plandakiler Yusuf ve Uğurtan'ın  Kubar'ı. Yusuf'a fotoğrafını çekeyim  dediğimde hemen futbolcular gibi poz vermesi  ilginçti.

 

 

 

 Beşikdüzü'nde Doğu Gözaçan Parkı'nda çay bahçesinde çok nezih bir  ortamda Sezgin ve Taner  Hoca'yı  dinleme şansım oldu. Çok güzel  türküler ve şarkılar eşliğinde güzel bir geceydi.

 

 

 İncir ve üzüm bolluğu yanında ceviz de çoktu bu yıl. Yandaki fotoğrafta  Hatun Uzuner'in cevizi  silkeleniliyor. Ağaçtakileri uzaktan tanıyamadığım  için isimlerini yazamıyorum.

 

 

 Köyde genç nüfus azalsa da bir akşam Beşikdüzü'nde halı sahada maç  yapacak kadar Şahmelikli  toplandı. Yandaki fotoğraf maçtan bir an. Maçta  genç ağırlıklı takım yaşça daha büyük olan  arkadaşlarımızın takımını  yendi.


 

 Köyde bulunduğum süre içinde, mümkün olduğunca yoldan geçerken  kapılarda gördüğüm köylülerimle  sohbet etmeye çalıştım. Yandaki  fotoğrafta güler yüzüyle Elmas Ablamızı (Elmas Uzunyılmaz)  görüyorsunuz.

 


 

 Osman Uzuner geçrdiği rahatsızlık sonucu bir müddet evden çıkamamıştı.  Ben köydeyken durumu iyiye  doğru gitti ve yine gezmeye ve çalışmaya  başladı. Yandaki fotoğraf bizim evin kapısından.

 

 

 

 Bir fotoğraf da mısır tarlası hasatından. Tarla Bekir Uzuner'in tarlası.  Fotoğraftakiler Binol Köse ve eşi.

 



 Tabi tarlanın işi mısırlar toplandıktan sonra bitmiyor. Temizlenecek,  çöğürler biçilecek. Muhammet  Uzuner tarlasında çalışıyor. Yine  çocukluğumuzun güzel bir eğlencesi geldi aklıma. Çöğürleri  kurudukdan  sonra yakardık ve yanarken üzerinden atlardık.

 


 
 Dereçatı'na gitmeden köyden dönmek olmaz. Dereçatı'nda iki köye yol  ayrılıyor. Dolanlı ve Çakırlı.  Çakırlı'ya giden yoldaki köprü genişletilmiş.  Ama genişletilirken yapılan köprüye dikkat çekmek için  koydum bu  fotoğrafı. Eskinin imkansızlıkları ile yapılan Değirmen yanındaki köprüyü  düşünün bir de  buna bakın. Bir köprü estetikten bu kadar yoksun bu kadar  gelişigüzel nasıl yapılır görüyorsunuz.

 


 

 Köyde bulunduğum günler içinde Köy içinden Kalegüney'e çıkan yolda  betonlama çalışmaları vardı ve  bitirildi. Böylelikle Beşikdüzü'nden  Kalegüney'e kadar yol betonlanmış oldu. Grup yolu bahanesiyle  ağırlık  verilen yol bittiğine göre artık daha çok kullanılan köy içi yolu rezalet  durumdan kurtularak  betonlama çalışmalarına bir an önce başlanır  umarım. Yandaki fotoğraf betonlama çalışmaları anından.

 

 

 Fotoğrafta Annemi, Köyde bildiğimiz kuru fasulyenin bir cinsi olan şeker  fasulyesi dediğimiz fasulyeyi  toplarken görüyorsunuz. Bu fasulyeyi  gerçekten seviyorum. Hiç özenmeden pişirseniz bile yemeği  lezzetli  oluyor.

 


 

 Bu fotoğraf Mustafa Günaçtı'nın evinin yanından. Fotoğraftakiler Mustafa  Günaçtı, Ayşe Günaçtı ve  Hava Buğan. Ayşe  Abla geçirdiği ameliyat  sonrası yeni yeni dışarıya çıkmaya başlamıştı.

 

 

 

 Ömer Günaçtı evlerinin kapısında çok akıllı köpeği Reks'le oynuyor.

 


 

 Bu kabaklar Ömer Günaçtı'nın tarlasından. Ömer Abi, bakınca ilgilenince  herşeyden verim  alınabileceğini  gösteriyor tarlasında.

 

 

 

 Bir fotoğraf da Güney Mahalle'den Cemil'in Kahvehanesinden.

 

 


 

 İncir boldu diye yazmıştık. İşte Kadem Kılıç'ın evinin kapısından bir  fotoğraf. Sepetteki incirler gün  içinde pekmez olacaklar.

 

 

 

 Son fotoğraf yine özellikle gurbetteki Şahmeliklilere nostaljik bir tat  verecek. Tekirde kuruyan mısırlar.

Trabzon İli Beşikdüzü İlçesi Şahmelik Ve Yakın Köylerini Kalkındırma ve Dayanışma Derneği

Adres : Gümüşsuyu Mah. Kirazlıyayla Sk. No:94 Beykoz İSTANBUL Tel : 216 - 425 11 08